80. Yılında Şeyh Said Ayaklanması ve Gerçekleri E-Kitap PDF

şeyh saidCihat-Kar

13 ubat 1925 günü Diyarbekir/Piran’da çıkan ve kısa bir
süre içerisinde tüm Sünni Zaza bölgesine yayılarak, TC
yönetimine karı kapsamlı bir direnie dönüen eyh Said
(1864-1925) öncülüğündeki Zaza hareketinin üzerinden 80
yıl geçti.

Bu uzun süre zarfında, Türkiye ve çeitli ülkelerde,
ayaklanmaya ilikin pek çok çalıma (kitap, broür,
makale, tez, vb.) yapılmı olmasına rağmen, ne yazık ki,
eyh Said hareketi henüz derli-toplu olarak gerçekçi bir
biçimde ortaya konulamamıtır. Kukusuz bunun balıca
nedeni; ayaklanmanın amacı, kapsamı, öncüleri ve
katılımcıları hakkındaki önyargılı tutumdur.

Doğu Anadolu’nun etnik ve inanç yapısı irdelenmeden,
yıllarca, adeta önyargılı yaklaımlarla, o yöreye dair
kültürel, dilsel, toplumsal veya siyasal konulara ilikin
yapılan analizler, objektiflikten uzak kalmıtır. Đte eyh
Said’in öncülük ettiği ayaklanma ile ilgili değerlendirmeler
de bunlardan biridir Bu yazının devamını oku

Şeyh Şamil – İmam Şamil Kimdir.? Hayatı.?

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed’dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.

Öğrenimine bilgin Said Harekani’nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki’nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg’in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.

İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebeplerle olmuştu. Şamil’in Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin, Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu.

Şamil, İmam yani devlet başkanı seçildikten sonra ilk iş olarak iç işlerini ele aldı. Ruslara karşı daha etkili savaşmak için lüzumlu idari ve askeri teşkilatları yeni esaslara göre tanzim etti. Bir taraftan askeri tedbirler alıp düşmana karşı savunma savaşları verirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devlet mekanizması geliştirmiş, medreselerde eğitime önem verdirmiş, fikir ve sanat alanında da büyük adımlar atılmasını sağlamıştır. Döneminde tophaneler, baruthaneler, silahhaneler yapılmış, muntazam birlikler halinde askeri teşkilat kurulmuştur. Bu yazının devamını oku

Erbakan : İŞBİRLİKÇİLER ve AKP nin EKONOMiK YIKIMI

Es-selamu Aleyküm
İstanbullu kardeşlerim olarak hepinizi muhabbetle selamlıyorum, sevgiyle kucaklayıp, bağrıma basıyorum. Sözlerime başlarken bu konferansı tertipleyen ESAM’ın kıymetli yönetici ve mensuplarına huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Bu akşamki konferansımıza teşrif etmiş İstanbullu kardeşlerim olarak, İstanbul’un bu en büyük salonunu doldurarak gösterdiğiniz şu muhteşem heyecanınızı içimde duyarak hepinizi ayrı ayrı bir kere daha selamlayarak teşekkürlerimi sunuyorum. Salonumuza teşrif etmiş hanım kardeşlerimize hassaten teşekkürlerimi sunuyorum ve bilhassa TV5’e huzurlarınızda ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Televizyonları başında bizi takip eden milletimizi de kucaklayıp bağrıma basıyorum. Allah hepinizden razı olsun.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim, bu tarihi konferansımıza başlarken, sözlerime dört tane dua ile başlıyorum.
Birinci duam bu konferansımızın, aziz milletimizin ve bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. İkinci duam; böyle tarihi bir dönüm noktasında bizleri dinleyen bütün kardeşlerimizin, bu milletin inanan insanlarının hepsinin üzerlerine düşen görevlerini yüz akıyla yapmalarını ve bu günlerde yapılacak seçim çalışmalarının hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Üçüncü duam 22 Temmuz’un Saadet Partisi’nin, Milli Görüş’ün en büyük zaferiyle sonuçlanmasını, böylece milletimizin, vatanımızın bütünlüğünün korunmasını, Saadet dünyasına ulaşmamızı, Yeni Bir Dünyanın kurulmasına 22 Temmuz’un bir başlangıç günü olmasını, bir bayram günü olmasını niyaz ediyorum. Ve yine Cenab-ı Hakk’a niyaz ediyorum ki, bizleri dinleyen kardeşlerimize ve 75 milyon vatan evladının hepsine Cenab-ı Allah, Hakk’ı Hakk olarak bilmek, batılı batıl olarak bilmek, Hakk’ı tutmak ve batılı kaçırmak, batılı önlemek nasip buyursun inşaallah.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim, sözlerime başlarken önce çok değerli takdimci kardeşimizin ifade buyurduğu gibi, 22 Temmuz seçimleri münasebetiyle neden dört tane tarihi konferans düzenlemeye karar verdik, bunu kısaca açıklamak istiyorum. Bunun gereği, 22 Temmuz seçimlerinin öneminden ileri geliyor. Hepinizin takdir buyurduğu gibi 22 Temmuz seçimleri rast gele seçimlerden bir tanesi değildir. Bizi daha iyi mi, daha kötü mü idare edecek bir yönetimi seçmek değildir. Var mı olacağız, yok mu olacağız, buna karar verme seçimidir. Bu sebepten dolayıdır ki 22 Temmuz seçimleri diğer seçimlerle kıyaslanmayacak kadar önemlidir. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said İSTİKLAL MAHKEMELERİ

 

İSTİKLAL MAHKEMELERİ


İsyancıları
 yargılamak üzere kurulan İstiklal Mahkemeleri, korkunun kılıcı gibi işliyordu.
İcraatından anlaşıldığı kadarıyla mahkemeler, yalnız kendilerini meydana getiren güce karşı sorumluydu. “Gücü” memnun etmek koşuluyla, kendi işleyiş kurallarını kendileri belirliyorlardı.
Bu mahkemelerin hukuk bilmeyen, ama saldığı korkuyla ünlenen “yargıç”larından Kılıç Ali, anılarında, “mahkemeler kurulurken, terör mahkemeleri adını vermeyi düşündük. Fakat sonra İstiklal Mahkemeleri ismi uygun bulundu.” diye yazıyordu.
Mahkemelerin kuruluş amacı, “Türk adaletinin şaşmazlığını”  ve çelik yumruğunu kanıtlamaktı.
O nedenle, “isyan” gerekçesiyle yaratılıp sistemin tüm muhaliflerine gözdağı verecek biçimde, mahkemeler ağı meydana getirilmişti. Şehirlerde, ana gövdesi varsa, kasabalarda da mahkemelerin kolları iş başındaydı.
İstiklal Mahkemeleri’nin hüküm sürüp, aralıksız “karar ürettiği” dönemin Fransız elçisi, Paris’e gönderdiği bir raporunda, sabahları uyandığında, Ankara’nın bitpazarı meydanında salkım salkım asılmış insan manzaralarıyla karşılaşıldığını belirtiyordu.
Fransız ihtilalinden sonra başlatılan “terör dönemi”nden esinlenme ve onun bir tekrarıydı. TC’de yürürlüğe konan korku rejimi. Lord Kinross’un Atatürk kitabında vurguladığı gibi basın, korku düzenini, faşizmin temel ilkeleri “kanun”, “düzen”,”birlik” ve “hepsinden önemlisi kuvvet”le açıklıyordu. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said TOPLU İDAM KARARI

TOPLU İDAM KARARI 

Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesi acelesi varmış gibi hızlı çalışıyor, “elindeki işi” biran önce bitirmek üzere toplu idam kararları üretiyordu.
Seyid Abdulkadir, hiçbir eyleme katılmamış oğlu olaylara karışmamıştı. Onlarla birlikte ipe çekilenlerden bazıları, son ana kadar bir Kürt isyanının patladığından bile haberli değildi. Fakat ayrıntıya inmeye zaman yoktu. Gerekenin yapılması için “teslim edilen” insanlar hakkında hemencecik karar biçiliyordu.
İlk temizlikten sonra, sıradakiler Şeyh Said ve arkadaşlarıydı. Zamana durduran hız, yine görev başındaydı. İdamına karar verilen 47 kişi hakkındaki araştırma, soruşturma, kanıtların aranıp bulunması iddianamenin hazırlanıp okunması, sorgulama ve savunmalarla, idam edilmesi, topu topu bir aylık bir zamana sıkıştırılıp tamamlanmıştı.

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said ve arkadaş’ları şehid/idam edilirken

Şeyh Said ve arkadaş’ları şehid/idam edilirken  

Daha mahkeme kararı açıklanmadan herşey hazırdı
“Ölüm töreni”
 hazırlıkları, daha mahkeme kararı açıklanmadan başlamıştı. Asılacakların sayısı bilinmiyormuşçasına yetecek kadar sicim, darağacı için kalas, birkaç gün önce satın alınıp depolanmış, cellâtlar da tedarik edilmiş, askeri garnizonda misafir edilmişlerdi.
28 Haziran 1925 Pazar sabahı, mahkeme heyeti, kararını açıklamak üzere daha sahneye çıkmadan, Diyarbakır’ın Dağkapı meydanında çekiç, testere ve keser sesleri duyulmaya başlamıştı. 
         
İDAM TÖRENİ VE YAN YANA 47 SEHPA 
“Darağacı” ayaklarının aynı boyda, başka bir deyişle, askeri disiplin kurallarına göre “nizami” olması, estetik durması için testereyle kesilip eşitleniyordu.
Darağaçlarının bulunduğu alanın hemen ötesinde, ta kalkıp Ankara’dan gelmişseçkin konuklarla, Diyarbakır’daki asker, sivil yöneticiler, eşleri, çocukları vedavetlilerin “idam töreni”ni, huzur içinde seyretmeleri için tribün inşa ediliyordu. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said BASININ İSYANA YAKLAŞIMI

BASININ İSYANA YAKLAŞIMI 
Dönemin tek kitle haberleşme aracı gazeteleri. Ankara rejimi, basını denetim altına almış, ışık sızdırmayacak biçimde, koyu bir “sansür” uygulamaya başlamıştı. Kanlı olaylar sürerken, Türk kamuoyu isyandan habersizdi.
Olaylara ilişkin ilk haber, 16 Şubat 1925 tarihinde, basında görülmeye başladı. Fakat isyanı duyuran, haber veren değil, olayları çarpıtarak, küçük, basit bir ”zabıta vak’ası” gibi gösteren propaganda niteliğindeydi, bu da.
16 Şubat 1925 tarihinde yarı resmi Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haberde şöyle yazılmıştı:
“Şubat’ın 13’ncü günü Ergani’nin Piran köyündeki Jandarma müfrezesi ile civara gelen Şeyh Said Bediüzzaman ve avanesi arasında bir çatışma olmuş, telefon ve telgraf hatları tahrip edilmiştir. Yetişen kuvvetler üzerine Şeyh ve avanesi kaçmışlardır. Telefon ve telgraf tamir edilmiştir.”
Haberden anlaşıldığı gibi isyan liderinin adı bile yanlıştı. İsyanın lideri olarak haberde Bediüzzaman (Saidi Nursi) gösteriliyordu. 50
Aynı gazete ertesi günkü haberinde, “tenkil” (yok etme) harekatının başladığını, bu amaçla uçakların bölgeye gönderildiği yazıyordu. Gazete, “tenkil”in başladığını duyuruyor, ama “ne olmuş da tenkile geçilmiş?” sorusuna cevap vermiyordu.