80. Yılında Şeyh Said Ayaklanması ve Gerçekleri E-Kitap PDF

şeyh saidCihat-Kar

13 ubat 1925 günü Diyarbekir/Piran’da çıkan ve kısa bir
süre içerisinde tüm Sünni Zaza bölgesine yayılarak, TC
yönetimine karı kapsamlı bir direnie dönüen eyh Said
(1864-1925) öncülüğündeki Zaza hareketinin üzerinden 80
yıl geçti.

Bu uzun süre zarfında, Türkiye ve çeitli ülkelerde,
ayaklanmaya ilikin pek çok çalıma (kitap, broür,
makale, tez, vb.) yapılmı olmasına rağmen, ne yazık ki,
eyh Said hareketi henüz derli-toplu olarak gerçekçi bir
biçimde ortaya konulamamıtır. Kukusuz bunun balıca
nedeni; ayaklanmanın amacı, kapsamı, öncüleri ve
katılımcıları hakkındaki önyargılı tutumdur.

Doğu Anadolu’nun etnik ve inanç yapısı irdelenmeden,
yıllarca, adeta önyargılı yaklaımlarla, o yöreye dair
kültürel, dilsel, toplumsal veya siyasal konulara ilikin
yapılan analizler, objektiflikten uzak kalmıtır. Đte eyh
Said’in öncülük ettiği ayaklanma ile ilgili değerlendirmeler
de bunlardan biridir Bu yazının devamını oku

Reklamlar

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said İSTİKLAL MAHKEMELERİ

 

İSTİKLAL MAHKEMELERİ


İsyancıları
 yargılamak üzere kurulan İstiklal Mahkemeleri, korkunun kılıcı gibi işliyordu.
İcraatından anlaşıldığı kadarıyla mahkemeler, yalnız kendilerini meydana getiren güce karşı sorumluydu. “Gücü” memnun etmek koşuluyla, kendi işleyiş kurallarını kendileri belirliyorlardı.
Bu mahkemelerin hukuk bilmeyen, ama saldığı korkuyla ünlenen “yargıç”larından Kılıç Ali, anılarında, “mahkemeler kurulurken, terör mahkemeleri adını vermeyi düşündük. Fakat sonra İstiklal Mahkemeleri ismi uygun bulundu.” diye yazıyordu.
Mahkemelerin kuruluş amacı, “Türk adaletinin şaşmazlığını”  ve çelik yumruğunu kanıtlamaktı.
O nedenle, “isyan” gerekçesiyle yaratılıp sistemin tüm muhaliflerine gözdağı verecek biçimde, mahkemeler ağı meydana getirilmişti. Şehirlerde, ana gövdesi varsa, kasabalarda da mahkemelerin kolları iş başındaydı.
İstiklal Mahkemeleri’nin hüküm sürüp, aralıksız “karar ürettiği” dönemin Fransız elçisi, Paris’e gönderdiği bir raporunda, sabahları uyandığında, Ankara’nın bitpazarı meydanında salkım salkım asılmış insan manzaralarıyla karşılaşıldığını belirtiyordu.
Fransız ihtilalinden sonra başlatılan “terör dönemi”nden esinlenme ve onun bir tekrarıydı. TC’de yürürlüğe konan korku rejimi. Lord Kinross’un Atatürk kitabında vurguladığı gibi basın, korku düzenini, faşizmin temel ilkeleri “kanun”, “düzen”,”birlik” ve “hepsinden önemlisi kuvvet”le açıklıyordu. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said TOPLU İDAM KARARI

TOPLU İDAM KARARI 

Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesi acelesi varmış gibi hızlı çalışıyor, “elindeki işi” biran önce bitirmek üzere toplu idam kararları üretiyordu.
Seyid Abdulkadir, hiçbir eyleme katılmamış oğlu olaylara karışmamıştı. Onlarla birlikte ipe çekilenlerden bazıları, son ana kadar bir Kürt isyanının patladığından bile haberli değildi. Fakat ayrıntıya inmeye zaman yoktu. Gerekenin yapılması için “teslim edilen” insanlar hakkında hemencecik karar biçiliyordu.
İlk temizlikten sonra, sıradakiler Şeyh Said ve arkadaşlarıydı. Zamana durduran hız, yine görev başındaydı. İdamına karar verilen 47 kişi hakkındaki araştırma, soruşturma, kanıtların aranıp bulunması iddianamenin hazırlanıp okunması, sorgulama ve savunmalarla, idam edilmesi, topu topu bir aylık bir zamana sıkıştırılıp tamamlanmıştı.

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said ve arkadaş’ları şehid/idam edilirken

Şeyh Said ve arkadaş’ları şehid/idam edilirken  

Daha mahkeme kararı açıklanmadan herşey hazırdı
“Ölüm töreni”
 hazırlıkları, daha mahkeme kararı açıklanmadan başlamıştı. Asılacakların sayısı bilinmiyormuşçasına yetecek kadar sicim, darağacı için kalas, birkaç gün önce satın alınıp depolanmış, cellâtlar da tedarik edilmiş, askeri garnizonda misafir edilmişlerdi.
28 Haziran 1925 Pazar sabahı, mahkeme heyeti, kararını açıklamak üzere daha sahneye çıkmadan, Diyarbakır’ın Dağkapı meydanında çekiç, testere ve keser sesleri duyulmaya başlamıştı. 
         
İDAM TÖRENİ VE YAN YANA 47 SEHPA 
“Darağacı” ayaklarının aynı boyda, başka bir deyişle, askeri disiplin kurallarına göre “nizami” olması, estetik durması için testereyle kesilip eşitleniyordu.
Darağaçlarının bulunduğu alanın hemen ötesinde, ta kalkıp Ankara’dan gelmişseçkin konuklarla, Diyarbakır’daki asker, sivil yöneticiler, eşleri, çocukları vedavetlilerin “idam töreni”ni, huzur içinde seyretmeleri için tribün inşa ediliyordu. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said BASININ İSYANA YAKLAŞIMI

BASININ İSYANA YAKLAŞIMI 
Dönemin tek kitle haberleşme aracı gazeteleri. Ankara rejimi, basını denetim altına almış, ışık sızdırmayacak biçimde, koyu bir “sansür” uygulamaya başlamıştı. Kanlı olaylar sürerken, Türk kamuoyu isyandan habersizdi.
Olaylara ilişkin ilk haber, 16 Şubat 1925 tarihinde, basında görülmeye başladı. Fakat isyanı duyuran, haber veren değil, olayları çarpıtarak, küçük, basit bir ”zabıta vak’ası” gibi gösteren propaganda niteliğindeydi, bu da.
16 Şubat 1925 tarihinde yarı resmi Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haberde şöyle yazılmıştı:
“Şubat’ın 13’ncü günü Ergani’nin Piran köyündeki Jandarma müfrezesi ile civara gelen Şeyh Said Bediüzzaman ve avanesi arasında bir çatışma olmuş, telefon ve telgraf hatları tahrip edilmiştir. Yetişen kuvvetler üzerine Şeyh ve avanesi kaçmışlardır. Telefon ve telgraf tamir edilmiştir.”
Haberden anlaşıldığı gibi isyan liderinin adı bile yanlıştı. İsyanın lideri olarak haberde Bediüzzaman (Saidi Nursi) gösteriliyordu. 50
Aynı gazete ertesi günkü haberinde, “tenkil” (yok etme) harekatının başladığını, bu amaçla uçakların bölgeye gönderildiği yazıyordu. Gazete, “tenkil”in başladığını duyuruyor, ama “ne olmuş da tenkile geçilmiş?” sorusuna cevap vermiyordu.

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said Binbaşı Kasım -BİR AJANIN PORTRESİ-

Binbaşı Kasım -BİR AJANIN PORTRESİ- 

Binbaşı Kasım, Varto’nun Kulan köyündendi.
“Aşiret Mektebi” mezunu bir subaydı. O süvari olarak orduda çalıştı. 1918 yılında binbaşı rütbesindeyken, erken yaşta emekli edildi. Varto’ya yerleşti. Soyadı yasasından sonra, “Kasım Ataç” oldu.
Şeyh Said’le bacanaktı. Albay Halit Bey’inde eniştesiydi.
Beden yapısı, ruh haline uygun denebilecek bir anormallikteydi. Normal halleri aşan uzunluktaydı. 52
Kasım, emekliye ayrılmamış, ayırmışlardı. Şehir özlemini gidermek için sıkça Erzurum’a seyahat ediyor, kayınbiraderi Albay Halit Bey’in evinde kalıyor, yemeğini yiyor, aileden biri olarak sırlarına giriyor, sonra gidip onu ihbar ediyordu. Şeyh Said’e de bacanağı ve aileden biri olarak yaklaşıyor, edindiği bilgileri devlete aktarıyordu.
O, 1925’te muhbir, iz sürücü, tuzakçı ve “tanık” olarak görev yapıyordu.
Kürtler için “Hewar” günleriydi.

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said YENİLGİ VE DIŞ DESTEK DEDİKLERİ

YENİLGİ VE DIŞ DESTEK DEDİKLERİ

Isyanin başarısız olmasının nedenleri
Şeyh said’in isyanı, hazırlıksız, zamansız, erken başlamış bir ayaklanma ve devlet tarafından zorlanarak patlatılmış bir öfke birikimiydi.57İsyancıların çoğu silahsızdı. Sopasını kapıp ayaklanıp katıldığı bir isyan.
İsyan ateşinin yakıldığı asıl bölge, aşiret ve aile ilişkilerinin iç içe olduğu Erzurum’un güneyine düşen dağlar yayıydı. Hınıs, Varto, eski adı “gonik” olan Karlıova yöresi…
Halk isyan etmeye hazır, ama isyancıların hazırlığı, örgütlenme ağı ve kitlelerin birbiriyle koordineli ilişkisi yoktu. Silahlanmadan komuta kademesinin oluşturulmasına, savaşçıların eğitimine kadar hazırlıksız başlayan bir isyandı bu.
Organize olmamış, nerede ne zaman ne yapacağını, kimden emir alacağını da bilmeyen köylü kalabalığının ani isyanı.