Hace Muhammed Emkeneki Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

H. 918’de Emkengi kasabasında dünyaya geldiler.

Namsızlık ve nişansızlıkta tek. Sessizlik kadar derin, boşluk gibi vücutsuz.

Babası Derviş Muhammed’ in halifelerinden, fakat veraset babasına değil, kendisine düşüyor.

Büyüklüklerini, hallerini, kerametlerini halkın gözünden o kadar sakladı ki; kendisini tanımak çok çok az kimseye nasip oldu.

Abid, zahid ve harikulade keramete sahipti fakat hep sırrını gizliyordu. Kendine yönelirdi. Zahir ve batın ilimlerini ve terbiyesini babasından aldı. Çok disiplinli idi. Vefatlarından evvel halifesi Muhammed Baki’ye vasiyetlerini mektupla bildirmiştir. Bu yazının devamını oku

Reklamlar

Mevlana Derviş Muhammed Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

Namsız ve nişansız olduğu isimlerinden belli.

Muhammed Zahid’ten sonra kol başı. Devamlı cezbe, istiğrak, şevk ve zevk hallerinde.

İlk on beş yıl mürşidini görmedi, tanımadı. Bu müddet içinde devamlı riyazet.

Harabelerde ömür sürdü yıllarca zikretti, fikretti. Bir gün yine harabelerde, açlığın tesiriyle mecal kalmamış, mübarek başını semalara kaldırdı: “Allah’ım (CC). Karşısında Hızır (A.S); “Eğer istediğin sabır ve kanaatse kalk git, Muhammed Zahid’i bul, sabır ve kanaati sana Bu yazının devamını oku

Mevlana Muhammed Zahid Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

Adı : Muhammed b. Ahmed Zahid.

Hindistan’da H. 1000 yılından evvel yaşamış, Hanefi imamlarındandır. Terğib-üs-Salat kitabı meşhurdur.

Ubeydullahi Ahrar hazretlerinin halifesi idi. Aynı zamanda vaktinin kutbu, ayrıca edip ve şair…

Mürşitlerine ulaşmadan yıllarca riyazet ve nefs mücahedesi ile uğraştılar, yıllarca gözlerine uyku girmedi. Nihayet bir gün gaipten bir ses: “Ubeydullahi Ahrar’a işaret…” ve onu bulmak için yola koyuluş…

Ses kendilerine yalnız gideceği yeri bildirmişti, kime gittiğini ise bilmiyor… hemen ata binip günlerce yolalıyor, öte taraftan Ubeydullahi Ahrar da onu karşılamaya hazırlanıyor… 0 da bir ata bindi ve karşılamaya çıkış… Bir Bu yazının devamını oku

Yakub-i Çerhi Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

Şah-ı Nakşibend hazretlerinin yetiştirdiklerinden, ondan sonra da Alaüddin Attar’a bağlanıp yükselenlerden.

Gazneyn vilayetinin Çerh köyünde doğdu. Başlangıçta Herat’ tan Mısır’a kadar uzun müddet dolaşıp ilim tahsil etti.

Bazı kitaplar da yazmıştır: “Allahü Teala’nın sonsuz ve kusursuz inayeti ile bu fakirde, büyükler yoluna girmek arzusu peyda olup, Allahü Teala’nın yardımı, kılavuzum olduğu halde Buhara’ ya gelip, Hace Behaeddin Nakşibend hazretlerinin sohbet ve hizmetleri ile şereflendim. Herkes yaygın olan keremlerine ben de kavuştum ve çok iltifat gördüm. Samedi hidayetle, onların, evliyanın seçkinlerinden olduğuna itikadım kuvvetlendi. Kamil ve mükemmil olduğunda hiç şüphem kalmadı.

Gaybi işaret ve birçok vakıadan sonra Kur’an-ı Kerim’den tefe’ül ettim. En’am Süresi’nin doksanıncı: “Onlar, Allah’ın hidayetine eriştirdiği kimselerdir.

Sen de onların gittiği yoldan yürü” ayet-i kerimesi çıktı. Bir başka günde de bu fakirin meskeni olan Fethabad’da Şeyh Seyfeddin Baharzi’nin (R. Aleyh) mezarına müteveccih oturmuştum. İlahi kabul habercisi gelip, içimde bir kararsızlık hasıl oldu. Ve gayr-i ihtiyari Hace hazretleri ile görüşmek icap etti.

Kasr-ı Arifana geldiğimde, Hace hazretlerini yol üstünde beni bekler halde gördüm. Bu fakir ile sohbet ettiler. Heybetleri beni Öyle çok kaplamıştı ki, konuşacak halim yoktu. Bu esnada buyurdular ki: “İlim ikidir. Biri kalp ilmidir. Bu kalp ilmi faydalı ilimdir.

Bunu nebiler ve resuller öğrettiler. Diğeri dil ilmidir. Bu ilim, Hak Teala’nın Adem oğluna hüccetidir. Umarım ki, batın ilminden sana bir hisse erişir.” Yine buyurdular: “Sıdk sahipleri, yani evliya ile, oturup kalkınca, hep sıdk, doğruluk üzere ol. Çünkü bunlar kalp casuslarıdır.

Kalbinize girip himmetinize nazar ederler. Biz kendiliğimizden kimseyi kabul etmemekle memuruz. Bu gece bakalım ne işaret olunur. Eğer seni kabul ederlerse, biz de kabul ederiz.

” Mevlana Yakub-i Çerhi hazretleri der ki: Benim o gecem, o kadar korkulu ve sıkıntılı geçti ki, bütün ömrümce böyle bir gece geçirmemiştim. Korktum ki, saadet kapısının açılmasını umarken, Allah korusun, bedbahtlık kapısı aralanmasın! Bu korku ve dehşet sabaha kadar yakamı bırakmadı. Sabah namazını kıldığımda, Hace hazretleri:

“Müjdeler olsun ki, kabul işaret olundu. Biz herkesi kabul etmeyiz, edersek de geç kabul ederiz.” buyurdular. Sonra kendi silsilelerini Hace Abdülhalık Gücdevani hazretlerine öğrettiği ledünnî ilim, bu derstir” buyurdu.

Bir nice zaman daha hizmet ve sohbetlerinde bulundum. Buhara’dan yolculuğa çıkmama müsade etmelerine kadar orada kaldım. Ayrılırken: “Tarikat adetlerinden ve hakikat sırlarından bizden sana ne ulaşmışsa Allah’ın kullarına eriştir. Onların saadetlerine sebep olsun buyurdu.

Hace Ubeydullah-ı Taşkendî buyurdu: Mevlana Ya’kub-i Çerhi hazretlerinden duydum. Buyurdu ki: “Hace Behaeddin hazretleri bize, Hace Alaüddin Attar ile sohbet etmemi buyurmuştu. Vefatından sonra, nice zaman Bedahşanda bulundum. Hace Alaüddin hazretleri Cağanyan’da kalıyorlardı. Bu fakire mektup gönderip: Hace hazretlerinin vasiyetine göre bizimle olmalısınız. Şimdi düşünceniz nedir? buyurdu. Mektubu okuyunca Cağinyan’a geldim. Alaüddin-i Attar hayatta oldukça hizmet ve huzurlarında bulundum. Vefatından üç gün sonra Hulfetüye geldim.

Buyurdular: “Herat’ta kaldığım müddetçe yemeklerimi Hoca Abdullah Ensari hazretlerinin dergahında yedim. Zira onun Vakıf Şartlarında genişlik vardı. Herat şehrindeki vakıfların üçünden başkasından emin olunacak şartlar mevcut değildi. Bu sebepledir ki; Maveraünnehir uluları, müritlerini vakıfların çoğu uygunsuz olan Herat’a göndermezlerdi. Çünkü orda helal lokma az bulunurdu.

Bu yolun salikleri haram yiyecek olursa tam bir geriye dönüşle kötü tabiatına avdet etmiş ve -Sırat’ı Müstakimden kalmış olur.”

H. 851 yılında vefat ettiler. Kabirleri, Halfeto adlı bir hisar köyündedir.

Mübarek; orta boylu, rengi beyaz, yüzü güzeldi. Sakalının etrafı seyrek ve beyazdı. Mübarek alnında beni vardı.

Alaeddin Attar Hz. (ks) Kimdir Hayatı ?

Altın Silsile

Altın Silsile

Adı: Muhammed b. Muhammed Buhari’dir. Şah-ı Nakşibend’in en büyük halifesi ve damadı.

Şah-ı Nakşibend daha hayatta iken bir çok talebelerini ona havale ederdi ve derlerdi ki: “Alaüddin bizim yükümüzü hafifletti.”

Henüz çocuk iken Şah-ı Nakşibend hazretleri temiz annesine

“Alaüddin buluğa erince bana bildiriniz” diye tembih eylemişti. Buluğa erişince Şah-ı Nakşibend hazretleri Kasr”ı Arifan’dan kalkıp, şehre gelerek Alaüddin’in tahsilde bulunduğu medreseye gidip, altında bir eski hasır, başı altında bir tuğla, önünde bir kitap mütalaa etmekte olduğunu görür.

Alaüddin, Şah-ı Nakşibend hazretlerini görür görmez, saygı için ayağa kalkar, hazreti haceyi, hücresinde daha iyi bir yer olmadığı için kendi yerine oturtur. Sonra hazreti hace, Alaüddin’e hitaben:  Bu yazının devamını oku

Şah-ı Nakşibend Hz. (ks)

Şah-ı Nakşibendi

Şah-ı Nakşibendi

Hicri 718 yılında, Muharrem ayında dünyaya geldiler.

Asıl adı : Seyyid Muhammed Bahauddin.

Kendileri Seyyid’dir. On dördüncü babada Hz. Ali’ye (r.a) yetişir.

Doğup vefat ettikleri yer Kasr-ı Arifan denilen köy.

Evrad, Tuhfe ve Hediyye kitapları çok kıymetlidir.

Seyyid Emir Külal’e bağlanan bu tarikat zincirinden başka Şah-ı Nakşibend hazretlerinin, hacelerin hacesi, Hace Abdulhalik Gücdevani hazretlerinin yüksek ruhaniyetlerinden ettiği istifade sebebiyle de üveysidir, Nitekim kendileri şöyle anlatır:

“Cezbe hali bende kuvvetli olup, kararım kaldığı günlerde Buhara’ da dolaşır, bazı büyük velilerin kabri şeriflerini ziyaret ederdim. Bir gece hangi kabre gittiysem ayak uçlarında birer kandil yanar gördüm. Bu yazının devamını oku

Ubeydullah Ahrar Hz. (ks) Kimdir Hayatı.?

Ubeydullah-ı Ahrar

Zelzele Namazı

Adı: Ubeydullah bin Mahmud b. Şihabuddin.

H. 806 yılında Taşkent’in Bağistan köyünde dünyaya geldiler. 89 yıl yaşadılar.

Annesinin nifas halinde bulunduğu müddet zarfında sütünü emmemiştir. Nifas müddeti bitip, gusül ettikten sonra sütünü emmeye başlamıştır.

Hace Muhammed Baki’yi Bağdadî’nin değerli evladındandır. Temiz anneleri Ömer-i Bağıstanî evladındandır. Şeyh Ömer hazretlerinin nesebi ise, on altı yasıta (batın) ile Abdullah bin Ömer bin Hattab’a (R.A) varır.

Babaları Hace Mahmud Şaşî hazretleri, kendi zamanında tarikat ve hakikat yolunu gösteren büyük bir zat idi.

En küçük yaşlarında bile dilinden Allah kelimesi düşmez ve düşüncesi hep Allahü Teala idi. Kendileri buyuruyor: Bu yazının devamını oku