Menzil Hikayeleri Ramazan Bayramı

bu ramazan bayramı kesinlikle hayatımdaki en özel bayramdı. nasıl olduysa yıllardır hep istediğim bir bayramı menzilde geçirme hayalim gerçekleşti.
gerçi ilk günün akşamı yola çıkmıştık ve 2. günün öğle öncesinde orada olmak nasip oldu.

gitmeden birkaç gün önce telefonla aradığım, ilk tevbemi aldığım vekilin de bayramı orada geçireceğini öğrendim. o trabzonda oturuyordu ancak gideceği otobüs bizim şehirden de geçtiği için beraber gitme kararı aldık, biletlerimizi yanyana alacaktık. her ne olduysa bunu unuttum. arefe günü de ailem hiç ummadığımö bir şekilde müsaade etti. hemen onu aradım ama bir türlü ulaşadım, bir arkadaşından da onun arefe günü gitmiş olduğunu öğrendim. tek üzüntüm de kaç gün kalacağını bilmediğim için ben giderken onun dönüyor olmasıydı. aklım sürekli ondanydı. gerçekten çok etkiliniyordum ondan, hayatımda böyle bir insan tanımamıştım, ilk zamanlar sık sık arar, “gel” dese bir saat sohbet etmek için 6 saatlik mesefayi gidip gelmeyi göze alırdım, hatta “kal” dese oraya bile yerleşirdim ama o her seferinde “oraya git” diyordu. bana defalarca sofilerin birbirlerine olan muhabbetlerinin mürşide olması gereken muhabbeti perdelediğinden, sonuç itibariyle de bunun sofilere zarar verdiğinden söz ediyordu, inanılmaz bir acı duyuyordum, fakat sevgi insanı itaate zorluyor, zaten yanına gitmiş olmamın bana çok da faydası olamazdı çünkü o sürekli bir özlemle yanıyordu, sadece seyirci olacak ve onu bu hale getiren Leyla’yı meraktan başka bir şey duymayacak, sonunda da gitme gereği duyacaktım. neyse, o işimi kolaylaştırdı ne “gel” dedi, ne de “kal”, hep “git” dedi, “ona git, oraya git.”

işte bayram, işte menzil, ve tabii bir de bu özel insan her zamankinden farklı kılıyordu orayı.

otobüs ilerliyor, gece de sabaha dönmüş. Allahın bir lütfu olarak otobüste uyuyabiliyorum, sabah saatlerinde bir rüya gördüm:

köye giden bir otobüsteyiz, zahirde olduğu gibi ortalardaki bir koltukda oturuyorum,
biri yolcular arasında meşhur Mecnun’un da olduğunu öğrenip söylemiş. derken otobüste bir uğultu başlıyor,”nerdeymiş, kimmiş,” otobüsün ön koltuğunda oturduğu öğrenilince yerinden kalkan öne doğru gidiyor, bir sürü insan ayakta. ben de merak ediyorum ama bir harekette de bulunmuyorum. derken otobüsteki durum kendisine bildirilen Mecnun koltuğundan dönüp ayağa kalkıyor, nasılsa ben de görebiliyorum onu hafifçe başımı omuzuma doğru eğince. Kendisine bakan meraklı yüzlere hayret ve kınama arası bir şaşkınlıkla şöyle diyor:

“Beni görüp ne yapacaksınız ki… LEYLA’ya baksanıza.”

Hakkında saklibelgeler
turk ve dunya tarihinin yanlışları doğru olarak gösterdikleri birçok olayın hakiki yüzü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: