Şeyh Said İngiliz Ajanımıydı.? Atatürkmü Ajandı.? Mason Atatürk.!

İngiltere Faktörü ve Musul’un Kaybı
Şeyh Said isyanında “İngiliz parmağı” hep konuşulur. İnkılap Tarihi kitaplarında da sık tekrarlanan ve çok da inanılan bir temadır. Ancak doğru mudur?
Bu soruya “evet” cevabı vermek zor. Uğur Mumcu’nun Kürt-İslam Ayaklanması adlı kitabında ortaya koyduğu bilgiler, İngiltere’nin isyanı izlediğini, bazı isyancıların İngiliz yetkililerle temas kurduğunu, ancak Britanya hükümetinden somut bir yardım alamadıklarını göstermektedir.
Dr. Yaşar Kalafat da, Şeyh Said isyanı hakkındaki kitabında “bu konuda çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da İngiltere’nin isyandaki yeri hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler ortaya konulamamaktadır” der.

İngiltere’nin Şeyh Said ve yandaşlarına destek verdiği iddiasının tek somut dayanağı, isyanın ilk günlerinde İngiliz silah fabrikalarından Şeyh Sait’e gelen silah kataloglarıdır. Mete Tunçay bunun bir silah ticareti olduğu ve İngiliz silah şirketlerinin de hükümetin onayıyla hareket etmedikleri kanısındadır ve “bu harekete İngiliz kıştırtmalarının yol açtığı, savı inanılması güç
görünüyor” yorumunu yapar.

Uğur Mumcu ise bu yorumu eleştirir ve o dönemde silah
şirketlerinin hükümetten bağımsız davranamayacaklarını savunur.

Ama sonuçta ortada sadece silah katalogları vardır.
İsyanı izleyen günlerde Bağdat’taki Fransız Yüksek Komiserliği’nin Paris’e gönderdiği raporda ise, “Şeyh Sait’in 1918 yılından beri, amacı İngiliz mandası altında bir Kürt devleti kurmak olan İstanbul Kürt komitesine bağlı olarak çalıştığı… İngilizlerin Kürt politikasında temel unsur olan Binbaşı Noel ile ilişki kurduğu” yazar.

Sonuçta denebilir ki, Şeyh Said isyanında İngiliz çıkarları ile paralellik ve İngiliz yetkilileri ile bazı temaslar varsa da, isyanı İngilizlerin fiili olarak desteklediği, hele de organize ettiği konusunda hiç bir kanıt yoktur. Nitekim devrin başbakanı İsmet İnönü’nün bu konuda yaptığı
yorum da şöyledir:
“Şeyh Said isyanında memlekette senelerden beri yuvalanmış propagandanın eseri görülmüştür. Şeyh
Sait isyanını doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller
bulunamamıştır.”

Ancak isyanın İngiltere’nin işine yaradığına kuşku yoktur. O sıralarda Türkiye ile Musul konusunda ihtilaf halinde bulunan İngiltere, Türkiye içindeki bu isyandan kendi lehinde bir argüman çıkarmıştır. Mart 1925’te Fransa’nın Bağdat Yüksek Komiserliği’nden Dışişleri
Bakanlığı’na gönderilen bir raporda şöyle denmektedir: “Kürt ayaklanması [İngiltere için] bundan daha iyi koşullarda patlak veremezdi. Ayaklanma, Türklerin Musul üzerindeki iddialarını araştıran komisyonda Türklerin kendi topraklarındaki Kürtler arasında bile huzuru sağlayamayacağını gösterecekti.”

Atatürk Araştırma Merkezi Asli Üyesi Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu ise, Türk-İngiliz İlişkileri (1919-1926) adlı kitabında tüm bu olaylarda Hilafet’in kaldırılmasının belirleyici rolünü şöyle açıklar:
“Halifeliğin kaldırılmış olması, Kürtlerin ayaklanmasında önemli rol oynadığı gibi, Kürt unsurunun çoğunlukta bulunduğu Musul üzerindeki Türk iddiasını da zayıflatmıştır. Milliyetçi düşünceye yabancı olan Musul Kürtleri’nin, Türkiye’yi Irak’a tercih ettikleri söylenebiliyorsa, bunun başlıca nedeni,
Halife’ye yani İslam’a olan bağlılıklarıydı… Musul sorununun çözüme kavuşturulmamış olduğu bir
sırada Halifeliğin kaldırılması; İngiltere’nin İslam etkeni dolayısıyla duyabileceği endişeyi gidermek
için, ya da öteki nedenlerle alınmış olsa da, sonuçta Türkiye’nin Musul tezine manevi bir darbe
indirmişti. İngiltere’nin Musul’daki bir görevlisi, Halifeliğin kaldırıldığı yolundaki haberleri hayretle
karşılayıp, inanmakta güçlük çektiklerini yazmaktadır. Bu İngiliz görevlisi, o zaman kadar ‘Kürdistan’ı
patlamaya hazır bir volkan gibi kaynaştıran Türk propagandasının, Kürtler’in Halifeye kesin
bağlılığına dayandırıldığını, Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin ise, İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel bir şey olduğunu’ belirtmektedir. İngiliz görevlisi, ‘tabii, bu yeni durumdan kendimiz için yararlanmayı ihmal etmedik’ diye eklemektedir. Türk Hükümeti’nin Kürt ayaklanmasına karşı aldığı sert önlemler [de], Musul’daki mahalli Kürt ileri gelenlerinin tepkisine yol
açmaktaydı. Bu tepkilerin İngiltere bakımından ‘yararlanmaya’ elverişli bir ortam hazırladığı
görülüyordu.
Hangi nedenlere dayanırsa dayansın — hatta Musul sorununda olumlu bir etkisi olabilir diye alınmış
olsa bile — Halifeliğin kaldırılması kararı, Kürtler’in ayaklanmasında rol oynadığı için, sonuç olarak
Musul bakımından Türkiye’nin aleyhine bir durum yaratmıştır.”

Hilafet’in kaldırılmasından önce Iraklı Kürtler arasında Türkiye’ye yönelik güçlü bir sempati
olduğunu tarihçi Waide Jwaideh de belirtir. Jwaideh’e göre, “Yüzyıllardır kendilerini Osmanlı
devleti ve geleneği ile özdeşleştirmiş olan Kürtler, hiç şüphesiz, yabancı bir din ve kültüre mensup
işgalciler olarak gördükleri İngilizlerin ülkelerine gelmelerinden hoşnut değildi.”

Dahası,”Kürdistan’ın İngiliz işgali altındaki bölgelerinde, Türklerin yaptığı etkili pan-İslamist
propagandalar birçok Kürdün İngiliz karşıtı bir tutum izlemesini sağlamıştı.”

Ama Hilafet’in kaldırılması ve ardından gelen Şeyh Said isyanı ile birlikte, o propagandanın artık bir etkisi kalmadı.
İngiliz Büyükelçisi Lindsay’in Dışişleri Bakanı Chamberlain’e yolladığı 17 Mart 1926 tarihli bir mektupta, şu ilginç teşhis yer alıyordu:
“Doğu’daki durum, mevcut rejimin önünde görülebilir en ciddi tehlike durumundadır. İslamcı bir
hükümet bu karışıkılığı kendi lehine çevirebilirdi. Ancak bugünkü laik düşünceli hükümet ile Doğu
arasında uzlaşmaz bir düşmanlıktan başka hiç bir şey olamaz. Eğer her şeyi kökünden değiştirecek bir
olay çıkmaz ve Cumhuriyet rejimi sürerse, hükümet, bastırma hareketlerini beraberinde getiren bir dizi
ayaklanma ile karşı karşıya kalacaktır.”
Kürd Sorununu Yeniden Düşünmek – Mustafa Akyol

Hakkında saklibelgeler
turk ve dunya tarihinin yanlışları doğru olarak gösterdikleri birçok olayın hakiki yüzü.

2 Responses to Şeyh Said İngiliz Ajanımıydı.? Atatürkmü Ajandı.? Mason Atatürk.!

  1. hayal kuran diyor ki:

    ilginç bir başlık ve içerik alakasız. Atatürkün mason olmadığı tarihte belgeleri ile yerini almıştır. Olaya tersinden bakalım şayet Atatürk mason olsaydı hiç mason olan biri mensup olduğu kuruluşu kapatırmıydı. Bilindiği üzere Atatürk 1934 yılında mason localarının kapatılması emrini vermiştir.Bu nedenlede masonlar bu ülkede Kemalist rejimin enbüyük düşmanı olmuştur. Bu gerçeklik karşısında Atatürk masondu başlığını atan kişiler gerçekten Atatürkten tırsmış olan ancak onun büyüklüğünü ve kahramanlığını daha dünya çapında geçmiş olan bir mason üstadları olmadığından bunun kompleksi ile böyle bir başlığı attıkları çok aşıkardır.

    • saklibelgeler diyor ki:

      tartışma ortamı yaratacak kadar zamanım yok. lakin ataturkun sebayist ve islam düşmanı biri olduğunu yüzlerce belgeyle kanıtlayabilirim. savunduğunuz kişiyi iyi tanımalısınız. işin detayları için bknz: kadir mısıroğlo

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: