Taliban Kimdir.? Taliban Nedir.? Video ve Fotoğraflarla Taliban

Afganistanlı Müslümanlar, on yıl süren bir kurtuluş savaşından sonra işgalci güç durumundaki Sovyetler Birliği’ni ülkelerinden çıkardılar. 1988 yılında neticelenen bu başarı, umut edilen sonucu sağlamadı. Afganistan’ın liderliğini ele geçirmek amacıyla tarafların müdahil olduğu kanlı bir iç savaş,ülkeyi pençesine aldı. Savaşan tarafların birbirlerine üstünlük sağlayamaması ve başka dış siyasi sebeplerin de etkisi sonucu bu iç savaş, ülkeyi işgal döneminden çok daha kötü bir duruma getirdi. 63.000 insanın öldüğü bir güvensizlik durumu ortaya çıktı. Komutanların, sorumsuzca icraatları, birçok zulüm ve haksızlığı beraberinde getirdi. Halkın fakirlik ve perişanlığına rağmen lüks ve refah içinde yaşayan bu savaş lordları, haksız yargılama, gasp ve kız kaçırma gibi pek çok cürüme imza attılar.

taliban nedir video.

Taliban Kimdir.? Taliban Nedir.?

TALİBAN HAREKETİ

BİR İNANÇ VE İMAJ SORUNU OLARAK İSLAM’ IN “TALİBAN”CASI

Afganistanlı Müslümanlar, on yıl süren bir kurtuluş savaşından sonra işgalci güç durumundaki Sovyetler Birliği’ni ülkelerinden çıkardılar. 1988 yılında neticelenen bu başarı, umut edilen sonucu sağlamadı. Afganistan’ın liderliğini ele geçirmek amacıyla tarafların müdahil olduğu kanlı bir iç savaş,ülkeyi pençesine aldı. Savaşan tarafların birbirlerine üstünlük sağlayamaması ve başka dış siyasi sebeplerin de etkisi sonucu bu iç savaş, ülkeyi işgal döneminden çok daha kötü bir duruma getirdi. 63.000 insanın öldüğü bir güvensizlik durumu ortaya çıktı. Komutanların, sorumsuzca icraatları, birçok zulüm ve haksızlığı beraberinde getirdi. Halkın fakirlik ve perişanlığına rağmen lüks ve refah içinde yaşayan bu savaş lordları, haksız yargılama, gasp ve kız kaçırma gibi pek çok cürüme imza attılar.

Taliban hareketinin ortaya çıkışı bir savaş lordunun bu tür bir icraatının ardından gerçekleşmiştir. 1994 yılında bir komutanın iki kız öğrenciyi kaçırmasıyla aileler medrese sorumlusu molladan yardım isterler. Molla elli üç öğrencisiyle komutanın karargahına baskın yapıp kızları kurtarır. Komutan ve adamlarını ise asarak idam eder. BBC kanalıyla dünyaya da akseden bu hadise Taliban hareketinin başlangıcı kabul edilmiştir.

Şiddetli çatışmalar sonucu ülkenin %85’i Taliban hareketinin denetimine geçmiştir. Son olarak, Eylül 1996’da başkent Kabil’i ele geçiren Taliban, Afganistan İslam Emirliği adında yeni devletlerini ilan etmiştir.

TALİBAN KİMDİR?

‘Öğrenci’ kelimesinin çoğulu olarak kullanılan Taliban, Afganistan ve Pakistan’daki geleneksel medreselerde dini eğitim gören öğrencilere verilen bir isimdir. Medreseler, Afganistan’daki sosyo-dini hayatın vazgeçilmez parçalarıdır.

TALİBAN ZİHNİYETİ NEDİR?

Taliban’ın vazifesi şehir ve köylerdeki camilerde 5 vakit ezan okuyup, namazları kıldırmaktan ibaret değildir. Önemli dini, sosyal ve kültürel sorumluluğu olan bir toplumsal sınıf olarak Taliban, Afganistan tarihinde kendisinden sık sık söz ettirmiştir.

Afganistan halkı, farklı dilleri konuşan ve farklı coğrafyalarda meskun yirmiye yakın değişik etnik gruptan oluşmuştur. Taliban’ın Tacikler ve Özbekler arasında taraftarları olmasına rağmen, hareketin büyük çoğunluğu Peştunlardan oluşmaktadır.

Bugünkü Taliban, genel olarak 1960 yılı ve sonrası doğumluların oluşturduğu bir jenerasyondur ve hareket içinde çok az sayıda kişi 40 yaşının üzerindedir. Bunlardan bir kısmı medrese eğitimlerini Afganistan’da almışlar ve cihat başlayınca mücadeleye dahil olmuşlardır. Bir kısmı da eğitimlerini Kuzey Pakistan’da mülteci kamplarındaki medreselerde almışlardır. Dayanılmaz sıcaklıkta, çok az suyun bulunduğu ve fakirliğin hat safhada yaşandığı sert bir ortamı tecrübe ederek hayatlarının baharını yaşayan bu gençler, iç savaş dolayısıyla Afganistan’daki ağabeylerinin başlattıkları harekete kolayca adapte olmuşlar ve Taliban’ın zaferini sağlamışlardır. Ayrıca Peştun kabilelere mensup Pakistan vatandaşı gençler de hareket içinde yer almış bulunmaktadırlar.

Taliban mensupları, Sünnidirler ve Hanefi mezhebine tabidirler. Hanefilik, Taliban olmanın ayrılmaz bir vasfıdır. On veya on iki yıl süren medrese tahsilinde Taliban, fıkıhtan klasik mantığa kadar bir dizi ilim tahsil eder. Akaid ve fıkıhta klasik Hanefi eserleri tahsil edilir. Bu öğretim, okuma ve gerekirse ezberleme biçiminde tamamlanır.

İngiliz sömürgeciliğine karşı geliştirilmiş eğitim tarzı ilk önce Hindistan’da 1866’da Diyobendi Darululumu olarak tesis edilmiştir. Okuldan ekole dönüşen Diyobendi geleneğinde önemle üzerinde durulan husus, İslamiyet’in bütün yabancı unsurlardan arındırılması meselesidir. Bu arındırma modernist bir tarzda olmamış aksine zamana bağlı değişikliklere önem verilmeyip asli kaynaklara dönüş çabası olarak vurgulanmak istenmiştir. Özet olarak Diyobendilik, Hanefilik bağlamında mezhepçilik, tasavvuf ve bu iki unsuru koruma adına dini muhafazakarlık sacayağı üzerinde kendini ifade eder.

İslamiyet’in asırlar öncesi yorumunu esas kabul etmeye, her yeniye tepki göstermeye dayalı dindarlık ve daha çok Peştun örf ve adetlerini dini kuralar haline getirme eğilimi, Taliban’ı karakteristik bir yapıya büründürmekte ve modern hayatın meydan okuması karşısında çaresiz bırakmaktadır.

Dışlamacı dini inanç ve tutuma sahip olan Taliban, tedris ettikleri dışlamacı mezhebi literatürün ve bölgesel tarihi şartların etkisiyle Şia’ya karşı büyük bir düşmanlık geliştirmiştir.

Taliban’ın dini zihniyetinin görüntüsü, iş başına geldikleri tarihten günümüze kadar devam eden bir dizi yasakta belirmektedir. (Televizyon, video, teyp yasağı ve benzeri yasakları kırsalın modern olana tepkisi ve yoksulluğun etkisi şeklinde dile getirmek de mümkündür.) Mahremleri olmadan kadınların sokağa çıkma yasağı yine Taliban zihniyetinin göstergesidir. Dışarı çıkan kadınlar yerel bir Afgan kıyafeti olan ‘burka’ giymek zorundadır. Vücudu tepeden tırnağa bol bir şekilde örten burka, yüzü de ızgara şeklindeki bir maskeyle kapatmaktadır. Aynı zihniyetin bir gereği olarak, kadın memur ve işçi çalıştırılması da yasaklanmıştır. Yasağın kapsamı hastanelerde çalışan doktor ve hemşireleri de içine almış, kız okulları tümden kapatılmıştır. 

Erkekler de yasaktan kurtulamamış, sakal bırakmak mecburi hale getirilmiştir. Alından sarkar şekilde uzamış saçlara da müsaade edilmemektedir. Gerekçesini, uzun saçların namazda alın ile yer arasında kalmasının, şeytanın Allah ile insan arasına girmesine benzemesi olarak açıklamışlardır. Devlet memurlarına ve öğrencilere sarık giyme mecburiyeti konulmuş, çocukların güvercin beslemeleri, uçurtma uçurtmaları, satranç ve misket oynamaları yasaklanmıştır. Kağıttan yapılan çanta ve tuvalet kağıdının satışı ve kullanımı, eski Kur’ an sayfalarından geriye dönüşle kazanılan kağıtlardan imal edilebileceği şüphesiyle piyasadan kaldırılmıştır. Üzerinde veya kutusunda insan veya hayvan resmi bulunan tüm ürünlerin sergisi ve satışı yasaklanmıştır.

Ezan okunduğunda polisler, çoğu zaman sopa kullanarak halkı camiye doğru yönlendirmekte, cemaate gitmediği tespit edilen esnafın işyeri birkaç gün kapatma cezasına çarptırılmaktadır.

TALİBAN’ IN İSLAM YORUMUNUN ANALİZİ

Taliban zihniyeti, klasik mezhebi metinlere bağlı, içtihada yer vermeyen, bu nedenle inanırken ve yaşarken tarihsel, sosyal ve kültürel şartları dışlayan dar bakışlı bir çeşit dini metinciliği temsil etmektedir.

Zahiri metincilik temel olunca, rasyonel düşünce ortadan kalkmaktadır. Umumi menfaatler, maslahatlar ve imaj bütünüyle göz ardı edilmektedir. Artık Hanefi mezhebinin sadece adı ve kitapları vardır. Mezhebin usulü bir değer ifade etmez. Örneğin kadınlara İslam adına çalışma yasağı getiren Taliban, savaştan sonra dul kalan 400.000 Afganlı kadının halihazırdaki durumunu ve istikbalini düşünmez. Sağlık kurumlarında doktor ve hemşire, okullarda bayan öğretmen yokluğundan dolayı yaşanacak sorunları hiç aklına getirmez. Yine Taliban, Bamyan’da yaklaşık 1500 yıllık tarihi Buda heykellerini yıkarken, Budistlerin yaşadığı ülkelerde ve özellikle Hindistan’da bulunan Müslüman azınlığın karşılaşacakları risk ve tehlikeleri göz önüne almaz. Taliban için geçerli olan, saygın alimlerinin verdikleri karardır. Bu arada “Onların Allah’ı bırakıp taptıklarına sövmeyin; sonra, onlar da bilmeyerek Allah’a söverler” (el-En’am: 108) ayeti görmezlikten gelinir.

Körü körüne metincilik, daha çağdaş hükümler çıkarma hususunda bütün kapıları Taliban’a kapamaktadır.

Taliban zihniyetinde yerel örf ve adetler de dini kurallar haline gelmiştir. Son olarak Selefi anlayışın veya Vehhabiliğin, Taliban zihniyetinin oluşumuna etkisi, akliliğin, Taliban’ın Hanefiliğinde neredeyse tamamen yok olmasında yatar.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Taliban hareketinin buraya kadarki incelenmesi mezhepler ve akımların inanç ve pratiklerinin arkasında dini motiflerden çok sosyal, kültürel, psikolojik, ekonomik ve siyasi unsurların rol oynadığını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Müslüman toplulukların benimsedikleri mezhebin zihniyetinden çok, içinde bulundukları yaşam şartları onların inanç ve dini davranışlarına şekil verir. Hanefi Taliban’ın bugünkü durumu bunun en bariz göstergesidir.

Söz konusu olumsuz şartlara rağmen, doğru ve olumlu dini zihniyetin muhafazası, yaşanması ve geliştirilmesi zor da olsa mümkündür. Bu imkanı sağlayacak yol ise çağdaş hayatın siyasi, içtimai, iktisadi ve kültürel meselelerini gerektiğinde gelenekle buluşturarak modern metot ve tekniklerle öğrencilerin önüne koyabilecek bir eğitim sistemidir.

İslami adalet diyerek, İslamiyeti kendi halkına zehir eden, ayrıca doğru İslami imajı bozarak “İslam eşittir hoşgörüsüzlük” denklemine ve dolayısıyla İslam karşıtı söyleme güç veren Taliban’ın uyarılması, doğru çizgiye çekilmesi Müslüman alim, aydın ve entelektüellerin önemli bir görevi olmalıdır.

Müslümanlar, yine Müslümanlar tarafından yapıcı bir biçimde uyarılmalıdır. Karşı taraf buna belli ölçüde hazır gözükmektedir. Modern ulaşım ve iletişim imkanları, nasihat ve ikazın rahatlıkla yapılacağı ortamı artık yaratmıştır. Dünya ise birbirlerinden çok uzak Müslümanları bile kolayca diyaloğa geçirecek ölçütte küçülmüş sayılabilir.

kaynak :http://www.hazargrubu.org/3kasim01.htm

ütün dinler, bütün devlet yönetimlerinden uzaklaştırılmadıkça insanlık savaşlardan ,felaketlerden kurtulamayacaktır.Çünkü dinler açıkça allahın yasalarının dışındaki ifadelerden oluşmaktadır.

Ahmet Dursun

————-

Taliban’ı kim bilmez?

Bir dönem Afganistan’ı yönetti Taliban. Katı bir şeriat düzeni uyguladı. Kızlara okuma-yazma öğretilmesini yasakladı. Kadınların yüzünü göstermesini yasakladı. Sakız çiğnemeyi yasakladı. Kadınların tek başına sokağa çıkmasını yasakladı. Çocukların uçurtmasını yasakladı. Kadınların topuklu ayakkabı giymesini yasakladı. Batı müziğini, sinemasını yasakladı. Dul ve kimsesiz kadınlar çalışamadığı, hatta dilenemediği için evlerinde açlıktan öldüler. Afgan kadınlarının yarısından çoğu depresyon hastası oldu. Erkeklerin sakal tıraşı yasaklandı, köseler ve berberler zor durumda kaldı.
Amerika’da 11 Eylül bombalamalarını gerçekleştiren ve binlerce kişinin ölümüne neden olan El Kaide örgütünü barındırmasaydı, belki kimse Taliban’a dokunmayacaktı. Fakat, 11 Eylül faciasından sonra El Kaide’nin terör olayını üstlenmesi ve Taliban’ın El Kaide’ye destek çıkması bardağı taşıran damla oldu. NATO ve ABD güçleri Afganistan’ı işgal etti, Taliban dağlara çekildi. Türkiye de NATO güçlerine katkıda bulundu, oraya askeri birlik yolladı.
Yani şu anda Taliban’la resmen savaş halindeyiz.
Bütün bunları anımsatmam, dünkü Vakit gazetesinde çıkan şu haber yüzünden: “Taliban, bir bölgeyi daha ele geçirdi. Afganistan’daki işgalci ABD ve NATO güçleri panikte! ABD ve NATO güçlerine karşı Afganistan’ın özgürlüğü için mücadele veren Taliban direnişçileri dün de ülkenin güneyindeki Kandahar eyaletinde yer alan Myanişen yönetim merkezini ele geçirdi. Dünyanın en gelişmiş silahlı işgal güçlerine karşı mücadele veren Taliban direnişçilerinin bu zaferi, Afganistan’daki Müslümanları sevindirdi.”
Belli ki sevinenler sadece Afgan Müslümanları değil, Vakit gazetesi de NATO güçlerinin (yani bu arada Türkiye’nin) yenilgisinden pek memnun kalmışa benziyor! Ve bu sevinçlerini saklama gereği bile duymadıkları anlaşılıyor.
Ama bazı sorular ister istemez akla geliyor.
Birincisi, Taliban’ı alkışlayan zihniyet, Taliban’ınkine benzer bir yönetim anlayışının Türkiye’de uygulanmasını, o yasakların bizde de uygulanmasını din adına da olsa ister mi acaba?
Ben buna ihtimal vermek istemiyorum.
İkinci sorum, askeriyeyle ilgili: Yarın bir gün Taliban güçleriyle Türk askerleri arasında çatışma çıksa ve Afganistan’da şehit düşen askerlerimizin cenazeleri Türkiye’ye gelse, Vakit gazetesi bu haberi nasıl verecek? ‘Afgan direnişçilerin haklı zaferi Müslümanlar arasında sevinç uyandırdı’ mı diyecek? Buna da ihtimal vermek istemiyorum.
Üçüncü sorum hâlâ Afganistan’da üstlendiği söylenen El Kaide örgütü ve terörle ilgili. El Kaide bir terör örgütü. Tıpkı PKK gibi. PKK’yı eleştirirken El Kaide’yi savunmanın bir mantığı var mıdır? ‘El Kaide bizden’ diyenler olabilir. Onu da El Kaide’nin İstanbul bombalamaları sonucunda ölen 50’den fazla kurbanın ailelerine anlatsınlar.
İdeolojiler ve sloganlar soyut ve geneldir. Bombalar ve ölümler ise somut ve özeldir.
Neden hâlâ teröre destek çıkanlar var, neden resmen savaş halinde olduğumuz güçlere bu ülkede alkış tutanlar var, anlayan beri gelsin.
Türker Alkan
http://www.radikal.com.tr/yazar_arsiv.php?yazarno=83&tarih=21/06/2007
************
Kendilerini “müslüman” sayan “Türkler”i Muhammed, “müslüman” saymak şöyle dursun; “düşman” diye ilan etmiştir

Başlı başına bir bölüm olarak. Bölümün adı da çok.İlginç: “Kıtalu’t-Türk”.

Anlamı da: “Türklerle öldürüşmek (savaş)”.
Buhari’de, Ebu Davud’da ve Tirmizi’de bölümün adı bu. İbn Mace’de “Babu’t-Türk”, yani “Türkler Bölümü”. Müslim’deyse, “Kıyamet alametleri” arasında yer alıyor.

Türklere karşı k’tal, kesinlikle olacak.”…(Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Cihad/96)

– Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş (kalın) derili olan bu toplumla. kıl giyerler.”( Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Melahim/9 Babun fi Kıtali’t Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu’l-Cihad/ Babu Gazveti’t-Türk…)

-“Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.” (Buhari, e’s-SAhih, Kitabu’l-Cihad/96; Müslim, e’s-Sahih, kitabu’l-Fiten/62 hadis no: 2912; Ebu Davud, Sünen, hadis no: 4304; Tirmizi, h. no: 2251; İbn Mace, h. no: 4096-4099)

“Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplulukla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz (müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz.”( Bkz. Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad/95; Müslüm, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).

Arap milliyetçisi ve onunla birlikte şeriat eğitiminden geçirilen Türk yavrusu İslamın ve Arabın tek yanlı tarih olay ve hikayeleri beslenmiş, pek doğal olarak da Türk’e “ve Türk de kendisini öz ırkına ve ecdadına” karşı düşmanlık husumet duyguları ve havası içerisinde yoğrulmuştur.

Bir T.C Başbakanı bana ölünce milletim değil ümmetim sorulacak diyecek kadar bağnazca,
gerisini siz düşünün.İşte bu tür seyirlerle Arap milliyetçisi İslamı ve İslam tarihini kendi aracı sayarak Türk aleyhtarları öğesini kendi amacına uygun şekilde işleyecek, öte yandan Türk yavrusu da “Benim Türk’lüğüm müslümanlıkla başlar, ben Türk olmadan önce müslümanım UYDURMASINA kurban edilmektedir.

O çocuklar bilemeyecekler ki Arap milliyetçisi ve ülkemizdeki yandaşları TÜRK ALEYHTARLIĞINI kendi iktidarları için sömürmüştür. Mesela TÜRKİYE’lilik

Ve bu sömürü yanında gerekli gördüğü her zaman Arap kökenli Devletler Araplıklarını İslamiyetin üstünde görmekte ve Şeriata yeğ tutabilmekte tüm şartlarda kendi İslam öncesi tarih ve yaşantılarıyla övünmeyi sürdürecektir.

ARAP IRKINA MENSUP OLMAYAN ULUSLAR İÇİNDE bir başka örnek yoktur ki Türk’ler kadar bilinçsizce körü körüne MİLLİ BENLİĞİNİ UNUTUP RED EDERCESİNE şeriata bağlansın.

Bir tanesi yoktur ki BİZ TÜRK’LER SIRF şeriat ruhuna bürünmüş olmak azmiyle KENDİ BENLİĞİNİ;KENDİ DİLİNİ; KENDİ TARİHİNİ; VE IRKİ HASETLERİNİ BU UĞURDA İHMAL VE FEDA ETMİŞ OLSUN

BUNLARI BİLİYORMUYUZ..? 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK;Cumhuriyetin ilanından bir gün önce,28 Ekim 1923 günü bütün İslam Ülkelerine ve müslümanlara yayınladığı bildiriyle ilk ve son kez yardım çağrısında bulundu.

Tarihin nufüsa oranla en büyük göçlerinden birini yaşıyordu TÜRKİYE;Batı Trakya dan,Kafkaslardan,Ruslardan kaçan müslümanlar ve müslüman Türklerin sayısı 720000 e ulaşmıştı.Zaten doğudan batıya kuzeyden güneye Anadolunun her yeri yakıp yıkılmış viraneydi.

Ulus aç çıplak perişan.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve yönetim kadrosunun zaten ellerinde para yok.

Bir zamanlar tebaaları olan müslümanlara yardım çağrısında bulunuldu. “Türk Ulusu,ne kadar olanak sahibi olursa olsun bu olanaklarımız yetmez.

Savaş sırasında,Türkiye de ayak bastıkları tüm bayındır yerleri yıkıntı haline getiren İngilizler,Fransızlar,İtalyanlar,Yunanlılar,Ermeniler;şimdi de hırslarına,cinayetlerine yönetimleri altındaki yediyüzbin müslümanı seçmişlerdir.

Bu yerlerinden yurtlarından edilip bize sığınan mağdur insanları yerleştirip,yer yurt bulmaya calışan Türkler;yediyüzbin kişiye ekmek vermeye çalışmaktadır,bunun için İslam aleminin insanlığına başvuruyoruz.” Bu insanlık çağrısına sadece;Hindistan ve Afganistan cevap vermiştir.

Türkiye Cumhuriyetnin Kurucusu Yüce Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK;19.ocak.1923 de İzmit te Türk Halkına konuşuyor; “Memlekete bakınız ,baştan sona harap olmuştur.Memleketin kuzeyden güneye,doğudan batıya her noktasını gözlerinizle görünüz.Her taraf viranedir,baykuş yuvasıdır.

Memleket ciddi durumda viranedir.Memlekette yol yok,memlekette hiç bir kurum yoktur.MEMLEKET ACI VE KEDER VEREN,GÖZLERİMDEN KANLI YAŞLAR AKITAN feci bir haldedir.Milletin refah ve mutluluğundan söz etmek mümkün değildir.Milletim yoksul,perişan, aç ve çıplaktır.” Öncelikle;milleti için gözlerinden kanlı yaşlar akıtan,emperyalistler tarafından acımasızca taş taş üstünde bırakılmayan Vatanı için acı ve keder içinde olan böylesine büyük bir lidere sahip olduğumuz için bizde gururla gözlerimizden yaşlar akıtalım.

Sonra bugün Afganistan da Irak ta Filistinde Lünban da taş taş üstünde bırakmayan 83 yıl öncekilerin torunlarının Vatanımıza ,Atalarımıza yaptıklarını gözönüne getirelim. Düşünelim,öğünelim;Milleti,Vatanı için kanlı gözyaşı döken başka bir lider varmı?

Arab menaibinde ve bilhassa Tefsir ilimlerinde,Türkler insanlık düşmanı bir canavar şeklinde tasvir edilmişlerdir.Akıl ve izana sığmayacak iftiralara uğramışlar ve ezcümle yamyamlıkla itham edilmişlerdir.”

İsmail Hakkı Danişment.. 
Buhar-i,Tabar-i,Al-Bağdad-i,Al-Balhi,Beyzavi,Makdisi,Nesefi,Nüveyri,İbn’il Esir ve diğer Tüm Arab ulemaları;yecuc ve mecuc ün aslında Türkler olduğunu ve hem Arablara hemde insanlığa felaket getirici yaratıklar olduğunu savunmuşlardır.

Al-Bağdad-i;Lubab üt-Tevilfi maani-it Tenzil adlı kitabında:yecuc ve mecuc ün Türkleri tanımladığını belirterek Yecüc sözcüğünün aslı ateşin seraresi ve ışığı anlamına gelen Ecic ünnar maddesindendir,onların bu adla çağrılmalarının nedeni ise “kesret ve şiddetleri itibariyle  Ecic e benzetilmelerindendir.Neslen Yafes ibn Nuh evladındandırlar ve Türkler onlardandır.Bu Türklerin ileri kollarının Suriye ve Horasan’da bulunduğunu anlatır.

Ahmed-i İskendernamesinde;Türk herşeyi yakıp yıkan yaratık olarak tanımlanmıştır.
İbn Haldun un Mukaddime kitabında;Türkler,hırsız ve talan ruhlu,kaba ve haşin,ayağını bastığı heryeri harabeye çeviren,kanun ve hukuk duygusundan yoksun diye tanımlar.

Cemal Abdulnasır;-çocukluk yıllarımda havada ne zaman uçak görsem mırıldandığım”ey büyük allahım ingilizi yoket”bedduasını istemez ve eleştirirdim.Zamanla öğrendim ki bu sözler bize memluklardan kalma.Oysa dedelerim bu bedduayı Türklere(meluklulara) karşı edermiş.”Allahım,sen Türk ün belasını ver“.

1919 yılı Paris konferasında;Emir Faysal,-İngilterenin ve Fransanın isteği üzerine Türklere karşı birlikte savaş veren babamın isteğidir.”İskenderiyeden itibaren,Diyarbakır hattının güneyinden Hint okyanusuna kadar olan bölgenin BM nin teminatı altında bağımsız Arab toprakları olarak tanınsın”

1924 lerde Mersinde Arab casusları”Arab Ocakları”adı altında örgütlenmişler ancak”İstiklal Mahkemeleri”örgütlenmeyi darmadağın etmiştir.

1965 yılında BM de Kıbrıs oylamasında Türkiye aleyhine oy kullandılar.
1976 yılında BM de Türkiyenin Kıbrıs ı terketme oylamasındada çekimser kalarak Türkiye aleyhine karar çıkmasına neden oldular.1975 yılında Mısır Başkanı Enver Sedat;Kıbrıs’a dönen Makarios a kardeşlik telgrafı çekmiştir.O dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat;kıbrıs rumlarına”Biz sizleri kardeş mücadeleciler sayıyor,sizin zaferiniz bizimde zaferimiz olacaktır çünkü Düşmanımız ortak düşmandır.”demiştir.Makariosun ölümünde tüm Arab Ülkeleri Bayraklarını yarıya indirerek 3 günlük yas ilan ettiler.

Bu Kavm-i Necip ler,1900 yıllarda Anglo-saksonlarla işbirliği yaparak TÜRK ü arkadan harçerlemiş ve topraklarına onları yerleştirerek ,Güney bölgelerimizin işgaline yardım etmişlerdir.Türklerin içlerine sızarak genellikle şeyhülislamlık makamlarına gelmişler.Çıkardıkları fetvalarla ,Anadaolu Türklerini aşağılamışlar,yönetimin güvenine dayanarak kavm-i Necip(üstün kavim)ünvanıyla hertürlü hileye başvurmuşlardır.İngiliz Lawrens le  işbirliği ederek onları korumak amacıyla orada bulunan Türk askerini arkadan harçerliyerek Arap çöllerinde binlerce Vatan evladını şehit etmişlerdir.

Tüm bu ihanetler ATATÜRK döneminde;Türk çocuğu öğrensin diye ders kitaplarına konulmuş ancak onun ölümünden sonra ki 10 yıllık devrede kitaplardan çıkartılmıştır.

Türk ün 7000 yıllık islamiyet öncesi şanlı Tarihi görmezden gelinerek ,1071 başlangıç alınarak Türk evladına “Türk-İslam”sentezi uygulanmış.MS 642 den bugüne Arab ın Türk e olan kini yok sayılmıştır,sayılmaktadır.

Taliban Kimdir.? Taliban Nedir.? , Taliban , Taliban , Taliban , Taliban ,

Hakkında saklibelgeler
turk ve dunya tarihinin yanlışları doğru olarak gösterdikleri birçok olayın hakiki yüzü.

5 Responses to Taliban Kimdir.? Taliban Nedir.? Video ve Fotoğraflarla Taliban

  1. Tuba ÇAKMAK diyor ki:

    Peki Taliban sadece uyuşturucuyu ve uyuşturucu trafiğini mi yasakladı? Bunları yaparken kaç insan öldü? Onlar varken acaba kendileri dışında huzurlu insan var mıydı???

    • saklibelgeler diyor ki:

      Peki taliban yokken sadece uyusturucu yuzundenhergun binlerce insan olume mahkumdu bunlara ne demeli ? binler icin birkac insan feda edilebilir herzaman

      • sevgiçağlayan diyor ki:

        bu şekilde asla!!! uyuşturucu kullananlar kendi tercihlerini yaptılar kullanmak onların bir tercihiydi ama taliban ın öldürdüğü insanların hiç bir suçu yok uyuşturucu olayı başka şekilde de çözülebilirdi insanları böyle katletmek canice burada bir kaç insandan bahsetmiyoruz ayrıca

  2. mustafatook diyor ki:

    Video yok kardeş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: