Şeyh Said Efendi Hz Mektuplardan Birtanesi

Şeyh Said

Şeyh Said

Seyh Said Efendi’nin Alevi asiret reislerine yazdigi mektuplardan bir ornek.

” Hormek Asireti reislerinden Halil Veli ve Haydar Agalara!

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh. O’na hamd ve minnet olsun ki Rabbani hidayet ile din-i mubin-i Ahmedi’yi Mustafa Kemal’in zulmunden kurtarmak icin Susar’a hareket edildi. Bu gaza ve cihad mezhep ve tarikat ayrimi gozetilmeden ‘ La ilahe illallah Muhammedun Resulullah’ diyen butun Islam muvahhidleri uzerine farz oldugundan, oteden beri memleketimizde buyuk bir gayret ve secaat sahibi olan Musluman asiretinizin ve seriat-i garray-i Ahmediyye’ye ve buyuk cihada katilacaginiza itimadim tamdir! Ya eyyuhe’l ensar ! Dinimizi ve namusumuzu bu mulhitlerin ellerinden kurtaralim. Size istediginiz yerleri verelim. Bu dinsiz hukumet bizi de kendisi gibi dinsiz yapacaktir. Bunlara cihad farzdir. ‘Yucahidu, yukatilu fi-sebilillah’ ( Allah yolunda cihad ediniz, oldurunuz , savasiniz ) Bu yazının devamını oku

80. Yılında Şeyh Said Ayaklanması ve Gerçekleri E-Kitap PDF

şeyh saidCihat-Kar

13 ubat 1925 günü Diyarbekir/Piran’da çıkan ve kısa bir
süre içerisinde tüm Sünni Zaza bölgesine yayılarak, TC
yönetimine karı kapsamlı bir direnie dönüen eyh Said
(1864-1925) öncülüğündeki Zaza hareketinin üzerinden 80
yıl geçti.

Bu uzun süre zarfında, Türkiye ve çeitli ülkelerde,
ayaklanmaya ilikin pek çok çalıma (kitap, broür,
makale, tez, vb.) yapılmı olmasına rağmen, ne yazık ki,
eyh Said hareketi henüz derli-toplu olarak gerçekçi bir
biçimde ortaya konulamamıtır. Kukusuz bunun balıca
nedeni; ayaklanmanın amacı, kapsamı, öncüleri ve
katılımcıları hakkındaki önyargılı tutumdur.

Doğu Anadolu’nun etnik ve inanç yapısı irdelenmeden,
yıllarca, adeta önyargılı yaklaımlarla, o yöreye dair
kültürel, dilsel, toplumsal veya siyasal konulara ilikin
yapılan analizler, objektiflikten uzak kalmıtır. Đte eyh
Said’in öncülük ettiği ayaklanma ile ilgili değerlendirmeler
de bunlardan biridir Bu yazının devamını oku

Şeyh Said İngiliz Ajanımıydı.? Atatürkmü Ajandı.? Mason Atatürk.!

İngiltere Faktörü ve Musul’un Kaybı
Şeyh Said isyanında “İngiliz parmağı” hep konuşulur. İnkılap Tarihi kitaplarında da sık tekrarlanan ve çok da inanılan bir temadır. Ancak doğru mudur?
Bu soruya “evet” cevabı vermek zor. Uğur Mumcu’nun Kürt-İslam Ayaklanması adlı kitabında ortaya koyduğu bilgiler, İngiltere’nin isyanı izlediğini, bazı isyancıların İngiliz yetkililerle temas kurduğunu, ancak Britanya hükümetinden somut bir yardım alamadıklarını göstermektedir.
Dr. Yaşar Kalafat da, Şeyh Said isyanı hakkındaki kitabında “bu konuda çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da İngiltere’nin isyandaki yeri hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler ortaya konulamamaktadır” der.

İngiltere’nin Şeyh Said ve yandaşlarına destek verdiği iddiasının tek somut dayanağı, isyanın ilk günlerinde İngiliz silah fabrikalarından Şeyh Sait’e gelen silah kataloglarıdır. Mete Tunçay bunun bir silah ticareti olduğu ve İngiliz silah şirketlerinin de hükümetin onayıyla hareket etmedikleri kanısındadır ve “bu harekete İngiliz kıştırtmalarının yol açtığı, savı inanılması güç
görünüyor” yorumunu yapar.
Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said Şeyh Said’in yakalanması

 

Şeyh Said’in yakalanması

Melle Şafii (Aydın) anlatıyor:
Şeyh Said Efendi Diyarbakır’dan ayrıldıktan sonra, konaklaya konaklaya bir atlı grupla birlikte Solhan tarafına eği köyüne geliyor. Binbaşı Kasım’ın da köylüsü olan sonra bitişiğindeki Baskan’a yerleşen Melle Yadin (Aydın), o sırada Silvan tarafında (Farkin’de ) Melle Yahya’nın yanında okuyor. İsyan haberini alınca Varto’ya dönmek üzere ayrılıyorlar. Eği’ye vardığı gün tesadüfen Şeyh Said’de oraya geliyor. Babası Şeyh Muhammed de Şeyh’le birlikte babasını buluyor.  
Şeyh’in orada olduğunu duyan çevre köylüler, Eği’ye akıyor. Büyük bir kalabalık meydana geliyor. Şeyh bazı ileri gelenlerle görüştükten sonra kalabalık cemaate namaz kıldırıyor, birde hutbe veriyor. Melle Yadin de namaza katılanlardan. Melle Yadin diyor ki:

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said İSTİKLAL MAHKEMELERİ

 

İSTİKLAL MAHKEMELERİ


İsyancıları
 yargılamak üzere kurulan İstiklal Mahkemeleri, korkunun kılıcı gibi işliyordu.
İcraatından anlaşıldığı kadarıyla mahkemeler, yalnız kendilerini meydana getiren güce karşı sorumluydu. “Gücü” memnun etmek koşuluyla, kendi işleyiş kurallarını kendileri belirliyorlardı.
Bu mahkemelerin hukuk bilmeyen, ama saldığı korkuyla ünlenen “yargıç”larından Kılıç Ali, anılarında, “mahkemeler kurulurken, terör mahkemeleri adını vermeyi düşündük. Fakat sonra İstiklal Mahkemeleri ismi uygun bulundu.” diye yazıyordu.
Mahkemelerin kuruluş amacı, “Türk adaletinin şaşmazlığını”  ve çelik yumruğunu kanıtlamaktı.
O nedenle, “isyan” gerekçesiyle yaratılıp sistemin tüm muhaliflerine gözdağı verecek biçimde, mahkemeler ağı meydana getirilmişti. Şehirlerde, ana gövdesi varsa, kasabalarda da mahkemelerin kolları iş başındaydı.
İstiklal Mahkemeleri’nin hüküm sürüp, aralıksız “karar ürettiği” dönemin Fransız elçisi, Paris’e gönderdiği bir raporunda, sabahları uyandığında, Ankara’nın bitpazarı meydanında salkım salkım asılmış insan manzaralarıyla karşılaşıldığını belirtiyordu.
Fransız ihtilalinden sonra başlatılan “terör dönemi”nden esinlenme ve onun bir tekrarıydı. TC’de yürürlüğe konan korku rejimi. Lord Kinross’un Atatürk kitabında vurguladığı gibi basın, korku düzenini, faşizmin temel ilkeleri “kanun”, “düzen”,”birlik” ve “hepsinden önemlisi kuvvet”le açıklıyordu. Bu yazının devamını oku

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said ŞEYH SAİD’İN YARGILANMASI

ŞEYH SAİD’İN YARGILANMASI
ve mahkemedeki ifadesi 

Şeyh Said ve arkadaşları askeri cezaevinde, aileleri ve dünyadan tecrit ediliyor, kimseyle görüştürülmeden ayrı ayrı hücrelerde tutuluyorlardı.
İçerdekilerin dünyaya açılan tek pencereleri, tek ziyaretçileri, mahkeme heyetinin üyeleriyle, gardiyan askerlerdi.
Savcı Ahmet Süreyya Örgeevren, baş ziyaretçileriydi. Savcı, gün boyu hücreden hücreye geçerek, dostluk ziyaretlerinde bulunuyor, ikili görüşmeler yapıyordu. Örgeevren, 15 Nisan–26 Temmuz 1957 tarihleri arasında, Dünya Gazetesi’nde tefrika edilen anılarında, “Dostluk ziyaretlerini” ve şeyh Said ile yaptığı görüşmeleri uzun uzun anlatıyordu.
Savcı, onların iyiliğini düşünen adam olarak, “mahkemeden çıkıp huzur içinde evlerine gitmeleri için” ne yapmaları gerektiğini de öğütlüyordu. Savcıya göre, en birinci çıkış yolu siyasi savunma yapmamak, Kürt sorunu nu ağza almamaktı.
Savcı, “Kürt Sorunu vardır” deyip bu konuları deştikleri takdirde, onların iyiliğini düşünene büyüklerinin şefkatlerini esirgeyebileceklerini ve hiç düşünülmediği halde idam cezasına çarptırılabileceklerini anlatıyordu.

Muhammed Salih Pirani : Şeyh Said TOPLU İDAM KARARI

TOPLU İDAM KARARI 

Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesi acelesi varmış gibi hızlı çalışıyor, “elindeki işi” biran önce bitirmek üzere toplu idam kararları üretiyordu.
Seyid Abdulkadir, hiçbir eyleme katılmamış oğlu olaylara karışmamıştı. Onlarla birlikte ipe çekilenlerden bazıları, son ana kadar bir Kürt isyanının patladığından bile haberli değildi. Fakat ayrıntıya inmeye zaman yoktu. Gerekenin yapılması için “teslim edilen” insanlar hakkında hemencecik karar biçiliyordu.
İlk temizlikten sonra, sıradakiler Şeyh Said ve arkadaşlarıydı. Zamana durduran hız, yine görev başındaydı. İdamına karar verilen 47 kişi hakkındaki araştırma, soruşturma, kanıtların aranıp bulunması iddianamenin hazırlanıp okunması, sorgulama ve savunmalarla, idam edilmesi, topu topu bir aylık bir zamana sıkıştırılıp tamamlanmıştı.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.